|
Bodrum Sarnıçları
Bodrumlu olan ve Bodrum'a seyahat eden
herkesin sıklıkla gördüklerinin başında sarnıçlar
gelir. Neredeyse buranın alamet-i farikalarından birisi
olmuştur desek sanırım yanlış bir şey söylemiş olmayız.
Bodrum Yarımadası'nın her yanında o kadar çok
sarnıç var ki. Mesela, Yalı Beldesi ile Bodrum
arasındaki yol güzergahında dikkat edilecek olursa,
yolun her iki kenarında sarnıçlar görülür. Eğer
buradan geçmişseniz en azından bir ikisi dikkatinizi
çekmiştir. Ben her seferinde dikkatlice etrafı izleyerek
gider gelirim. Araba kullanmadığım için bunu kolaylıkla
ve güvenli bir şekilde yapabiliyorum. Bir defasında, yol
boyunca ne kadar sarnıç var sayayım dedim. Meğer
Yalıçiftlik ile Bodrum girişi Yokuşbaşı
arasında tam 15 tane varmış. Bunlar sadece yol kenarında
olanlar. Yol boyunca sarnıçların yoğunluğunu
görünce, acaba bunun bir sebebi var mı, varsa ne ola ki
dedim. Ya bu sarnıçlar yol boyunca yapılmışlar ya da yol
sarnıçların olduğu yerlerden geçirilmiş. Öyle ya
da böyle, yol ile sarnıçlar arasında bir ilişki
olabilir.
Genellikle dairesel formlu Kümbet şeklinde
yapılmışlardır. Ancak az sayıda da olsa, küçük bir
tüneli andıran ve dikdörtgen temel üzerine
oturtulanlarına da rastlanır. Sarnıçlar, su toplama yeri
ve depoları olarak yapılmış ve kullanılmışlardır. Bir
kısmı bu amaçla halen kullanılmakla birlikte, Bodrum
merkezdekiler başta olmak üzere yarımadada turizmin
yoğun olduğu yerlerde kapılarına bir demir parmaklık
konulduğu ve kilit vurulduğu görülür. Demek ki tüfek
icat olunca sadece mertlik bozulmamış. Derin kuyu
pompaları icat olunca da sarnıçlara sırt
çevrilmiş.
Çok fazla olmasa da bazı sarnıçların giriş
kapısının üzerinde kim tarafından, hangi yıl
yaptırıldığı gibi bilgiler bulunur. Mühendislik diliyle
söylemek gerekirse; sarnıçlar birer sanat
yapısıdırlar. Sarnıçlar, üstte bir kubbe ve altta
suyun toplandığı bir yerden ibarettir. Kubbelerinin
yapımında, sağlamlığı arttırmak için harcının içine keçi
kılı konulduğunu duymuştum ama bunun doğruluğunu
kesinleştirmiş değilim. Genellikle kubbenin üzerinde bir
fallus bulunur. Bunun yöresel adı sibektir. Sarnıçların
kubbe şeklindeki kısmına düşen yağmur damlaları, yerden
bir metre kadar yükseklikte, 30-40 cm kadar genişlikte
ve içe meyilli olan kısma gelerek burada toplanırlar ve
belli aralıklarla yerleştirilmiş olan deliklerden
sarnıçın içine akarlar. Bu delikler aynı zamanda
sarnıcın içinin havalanması işlevini de yerine
getirirler. Ortalama bir sarnıcın çapı 7 m.
civarındadır. Bu da yaklaşık 38 m2 bir taban alanı
oluşturur. Kapı hizasına kadarki derinliği ise 2-2,5 m
kadardır. Böylece 75 m3 civarında bir su toplama ve
depolama haznesi oluşmuş olur. Bu yöreye düşen ortalama
yıllık yağış miktarı 650 mm olduğuna göre demek oluyor
ki, kubbe kısmına düşen yağıştan toplanan miktar; 38 m2
x 0.65 m = 24.7 m3 Geriye kalan miktar ise topraktan
girer içeriye. Toprakta suyun akış yönüne dikkat
edilerek açılan kanallardan gelen su, toprak
seviyesindeki delikten sarnıçın içine dolar.
Sarnıç suyla dolu olduğunda, kapısından suyu almak
kolaydır. Su azaldıkça, içeride aşağıya doğru yapılmış
olan bir merdivenden inilerek su alınır. Önlerinde
hayvanların sulanabilmeleri için bir yalak bulunur.
Yalaklar, genellikle taş ya da ağaç gövdesi oyularak,
daha yakın zamanda yapılanları ise güncel yapı
teknikleri kullanılarak yapılmışlardır.
Sarnıçlara kimsenin tenezzül ettiği yok artık.
Kimisi bir yol kenarında, kimisi ağaçlar arasında, orada
burada bakımsız ve unutulmuşlar. Eskiden su ihtiyacı
kuyulardan, bir çok evde bulunan ve çatıdan gelen
suların toplandığı evlerdeki sarnıçlardan ve bu
kümbet sarnıçlardan karşılanır, böyle olunca da
suyun kıymeti bilinirdi. Sonra şebeke suyu geldi, suyun
ne kadar değerli bir şey olduğu biraz unutuldu, su daha
dikkatsizce kullanılır oldu. Sanılıyor ki bu su hep
böyle akacak… |