|
Bodrum Tarihçe
Eski adı Halikarnassos olan Bodrum’un tarihi
Akdeniz ile Ege’nin birleştiği noktada olmasından
ötürü çok eskiye dayanmaktadır. Muğla ile Aydın’ın
bir kısmını içine alan bölgeye Antik Çağda Karia
denilmiştir. Yörenin yerli halkı Karlar ve
Leleglerdir. Kıyıdan içeride, yüksek tepeler
üzerinde kurdukları ve etrafını surla çevirdikleri
köylerde yaşamışlardır.
Antik Halikarnassos, iki limanın ortasında olan ve
bugünkü kalenin bulunduğu alan ile onun arkasındaki
Göktepe’nin çevresinde kurulmuştur. Nitekim burada
yapılan araştırma ve temel kazıları antik kentle
ilgili birçok buluntuyu ortaya çıkarmıştır.
Vitrivirus, Halikarnasso’un topografik bir
tanıtımını yaparken kenti tiyatro caveasına
benzetmiştir. Bu arada kentin sağındaki tepe
üzerinde Afrodit ile Hermes Tapınağı’ndan söz
etmiştir. Günümüzde bu yer limanın batısındaki Cafer
Paşa Türbesi ile Türk mezarlığının olduğu yerdir.
Kentin doğusunda Maussollos’un sarayı bulunmaktadır.
Bugünkü Tepecik Camisi’nin yakınında iç limanın
bulunduğu sanılmaktadır. Maussollos’un sarayından
gizli bir dehlizle ulaşılan gizli limanın yeri bugün
tartışmalıdır. Tepecik Camisinin arkasındaki tepede
ise Savaş Tanrısı Mars’ın (Ares) kutsal alanı,
tapınağı ve Timetos’un yaptırdığı Mars’ın anıtsal
heykeli vardı. Bunlardan günümüze hiçbir kalıntı ve
buluntu gelememiştir.
Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’nde bulunan
eserler yöredeki yerleşimin M.Ö 5000 yıllarına kadar
indiğini göstermektedir.Ayrıca buradaki buluntular,
yörenin yüzyıllar boyunca Ege adalarından
kaynaklanan çeşitli istilalara uğradığını, farklı
uygarlıkların da birbirini izlediğini işaret
etmektedir. Bunun yanı sıra son yıllarda Bodrum’a
çok yakın olan Çömlekçi, Yalıkavak ve
Müskebi’de ortaya çıkarılan mezarlar ve onlara ait
buluntular Myken’lerin de burada yaşamış olduklarına
işaret etmiştir.
Halikarnassos’lu Tarihçi Heredotos (M.Ö.484-425)
“Karyalılar anakaraya adalardan gelmiştir” diyerek
kentin kuruluşunu İon kolonistlere bağlamıştır.
Heredotos, Mora Yarımadası’nın (Peleponnesos)
doğusundan, Trozien’den gelen Dorlar tarafından
kurulduğunu söyleyerek ilk gelenlerin bugünkü Bodrum
Kalesi’nin olduğu yerde batı rüzgârı anlamındaki
Zephyros Adası’na yerleştiklerini, kıyı boyunda
tutunduklarını sözlerine eklemiştir. Yörede yaşayan
gerçek halk, Karyalılar ile Leleglerdir.
Homeros da İlyada destanında, yörenin yerli halkı
olan Karyalıların Troialı’lar ile birlikte
Yunanistan’dan gelenlere karşı savunduklarını dile
getirmiştir.

Halikarnassos Dor Kolonistleri’nin kurduğu Dor
Birliği’nin, Knidos, Kos, Lindos, Kmiros ve
İasos’dan sonra altıncı üyesidir. Ancak birliğin
merkezi olan Knidos’ta Apollon onuruna düzenlenen
oyunlarda kazandıkları üç ayaklı bronz kazanı
tapınağa sunmadıklarından, Tanrı Apollon’a yapılan
bir saygısızlık sayılmış ve birlikten çıkarılmıştır.
Bunun üzerine Halikarnassos İonlara daha yakın olmuş
ve M.Ö.V.yüzyılda siyasal ve ekonomik yönden bir İon
kenti görünümünü almıştır.
M.Ö.VI.yüzyılın başlarında Karya’nın tümünde olduğu
gibi Halikarnassos da Lydialıların egemenliğini
tanımak zorunda kalmıştır. Bunu izleyen yüzyılda ise
Karialılar, Lydialılar ve Mysialılar birbirlerini
kardeş kavim saymışlardır. Perslerin Lydiayı ele
geçirmesi üzerine diğer batı Anadolu kentleri gibi
Halikarnassos da onların egemenliğini kabul
etmiştir.
Persler Anadolu’da egemenlikleri altına aldıkları
kentlerde kendilerine bağlı hükümdar sülalelerini
“Tiran” ismi altında yönetime getirmişlerdir. M.Ö.V.yüzyılın
sonlarında Pers Kralı Kserkes’in yanında
Halikarnassos tiranı Ligdamis’in kızı Kraliçe I.Artemisia
da yer almıştı. Bu sefere Koslular, Nisyroslular ve
Kalydonoslular da katılmıştı. Bu arada I.Artemisia,
Pers kralına Yunanistan’a karşı bir deniz savaşı
yapmasını öğütlemişti. Onun bu isteği yerine
getirilmiş ve kraliçenin kendisi de bu sefere
katılmıştır.
Halikarnassos’un başına I.Artemisia’dan sonra oğlu
Psindalis, ardından da onun oğlu Ligdamis tiran
olmuştur. Bu tiranlar tarihte pek ismi geçmeyen
silik kişilerdir. II.Ligdamus’un tiranlığında ise
Halikarnassos’lular zor günler geçirmişler, baskıcı
yönetim altında ezilmişlerdir. Bu arada Heredetos da
onun zulmünden bezerek doğduğu yeri terk etmiş, bir
süre sonra dönmüştür. Halikarnassos, İonia
ihtilaline katılmış M.Ö.468’de Attika-Delos Deniz
Birliği’ne üye olmuştur. Tarihi kaynaklardan
Halikarnassos’un birlik üyeleri Termera ve
Pedesa’dan birliğe daha az ödeme yaptığını
öğreniyoruz.M.Ö.V.Yüzyılın başlarında Perslerin
bölgeye yeniden egemen oluşundan sonra Anadolu’nun
bazı bölümleri Spartalılara ayrılmış, Karya bölgesi
de Mylasa’da yaşayan Hekatomnos sülalesinin
yönetimine bırakılmıştır. Hekatomnos’un ölümünden
sonra da yerine geçen Maussolos, Karya Satraplığının
merkezini M.Ö.367’li yıllarda Halikarnassos’a
taşımıştır.
Halikarnassos’un savunmasının kolaylığı, ticarete ve
denizciliğe elverişli konumu etkisini göstermiş ve
kısa zamanda gelişmesine neden olmuştur. Bu arasa
Maussollos, çevredeki sekiz Leleg kentinde
yaşayanları Halikarnassos’ta oturmaya zorunlu
kılmış, Rodos ve Kos’u ele geçirmiş, Lykia’ya egemen
olarak vergiye bağlanmıştır. Gelişen ve zenginleşen
kenti daha güzelleştirmek amacıyla çağın ünlü mimar
ve heykeltıraşlarını Halikarnassos’ta toplamıştır.
Maussollos’un kenti korumak amacı ile yaptırdığı
7km. uzunluğundaki Sur Duvarları, limanın etrafında
anfitiyatro şeklinde yayılan şehri çepeçevre
kuşatmış. Önceleri bir ada iken sonradan anakaraya
bağlanan Zephyria denen bölgede kurulmuş olan
Kraliyet Sarayı tüm şehri kontrol edecek şekilde
yerleştirilmiş. M.Ö. 353’de Maussollos’un ölümünden
sonra Halikarnassos, öz kız kardeşi ve aynı zamanda
karısı olan Artemisia II tarafından yönetilmiş.
Artemisia’nın kocası Mausollos anısına yaptırdığı
49m. yüksekliğindeki mezar Mausuleum şehrin
ortasında ihtişamla yükselmiş ve antik çağın 7
harikasından biri sayılmış. II.Artemisia’nın
ölümünden sonra yerine kız kardeşi Ada ile evlenen
İderus geçmiş, onun da ölümünden sonra eşi Ada
satrap olmuş, ancak daha sonra küçük kardeşi
Piksadoros tarafından Halikarnassos’dan sürülmüştür.
Daha sonra Pers’li Satrap Othontopates’in yönetimine
giren Halikarnassos M.Ö. 334 yılında İskender’in
Karia’ya gelmesi ile yerle bir olmuştur.
Büyük İskender, 334’te şehri ele geçirdiğinde Ada’yı
şehri yönetmek üzere yeniden çağırmıştır. Bundan
sonra şehir M.Ö.129’a kadar bağımsız kalmış daha
sonra da M.S. 133 ’de Roma’nın Asya Eyaletine bağlı
küçük bir kent olarak varlığını
sürdürmüştür.Ardından da Bizans ve Selçuklu
Devletlerinin bir parçası olan Halikarnassos,
1405’te Rodoslu St. John Şövalyelerinin egemenliğine
geçmiş. Zephyria’da St. Peter adına yapımına
başlanan Kale , 1522’de Osmanlı Devletinin yönetimi
sırasında zindan olarak kullanılmış. Halikarnassos
1523 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos seferi
sırasında Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Bodrum, 1770 yılında Rus donanması, 26
Mayıs1915’de Fransıs Duplex zırhlısı tarafından
bombardıman edilmiştir. I. Dünya Savaşı sonrasında
Bodrum 11 Mayıs 1919 da İtalyanlarca işgal
edilmiştir. Kurtuluş Savaşı sırasında İtalyanlar 5
Temmuz 1921 de yöreden çekilerek işgale son
vermişlerdir. Cumhuriyetin ilanından sonra da
Muğla’ya bağlı ilçe konumuna getirilmiştir. |